BİR MAKALENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Sayın Nazmi Karyağdı’nın Vergi Algı paylaşım sitesinde 16 Kasım 2025 tarihinde yer alan “EyAy da (Yapay Zekâ) nayloncu oldu!” başlıklı makalesini çok beğendim. Ustaca kaleme alınmış makaleyi okurken. bizim dışımızdaki ülkelerde de naylon fatura düzenleniyor olduğunu öğrenmek, yüreğime birazcık su serpti. Gerçi onlarda naylon fatura düzenlenişi devleti değil işvereni dolandırmak olsa da sonuç aynı kapıya çıkıyor. Demek ki bu konuda yalnız değilmişiz!

Yazarın makalesinde belirttiği gibi ülkemizdeki fatura fetişizmi gerçekten rahatsız edici boyutta. Vergi Usul Kanununda “satılan mal veya yapılan hizmet karşılığı müşterinin borçlandığı meblağı gösteren belge” olarak tanımlanan faturanın, idarenin yarattığı korku nedeniyle mal teslimi veya hizmet ifası dışında da kullanıldığını görüyoruz. “- Borç ver – Kes fatura, Fatura kes avans vereyim, Para gönder, – Fatura kes” gibi, bir mal veya hizmet hareketi olmadan fatura düzenlenmesi çok yaygın. Bu tür işlemler, “bir mal hareketi veya hizmet olmadan fatura düzenleme” olarak sahte belge tanımı ile örtüşmektedir. Yani mükellef “herhangi bir mal teslim etmeden veya hizmet yapmadan neden fatura düzenledin?” sorusuyla muhatap olabilir. Ama gel gör ki, idare bile mal teslimi veya hizmet ifası olmadan fatura düzenlenmeyi öngörüyor.

Örneğin KDV Kanununun 35. maddesi, vergiye tabi işlemin gerçekleşmesinden sonra malların iadesi, hizmetin gerçekleşmemesi gibi KDV matrahında değişiklik olması hallerinde satıcının idareye borçlandığı KDV’yi, alıcının da indirim konusu yaptığı vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzeltebilmelerine imkân sağlamıştır. Eğer düzeltme mal iadesi ile ilgili ise iade olunan malların fiilen işletmeye girmiş olması ve bu girişin defter kayıtları ile beyannamede gösterilmesi şartı getirilmiştir. Ancak idare, mal iadelerinde alıcının satıcıya fatura düzenlemesi gerektiğini söylüyor. KDV Kanununda öngörülmediği halde idare bunu yeni bir teslim olarak görüyor. Halbuki mal iadesi yeni bir teslim değil, önceki teslimin iptalidir. Bu nedenle düzeltmelerde teslim edilen mal matrahı ve oranı esas alınır. Eğer fatura düzenlemeyi gerektiren yeni bir teslim olarak değerlendirilirse, eski matraha değil, iade tarihindeki malın değerine bakmak gerekir. Oran olarak da teslim tarihindeki değil, iade tarihinde geçerli olan oran uygulanmalıdır. Ama işte o belge fetişizmi: Kanunun öngördüğü şekilde malların işletmeye girişini belgeleyen sevk irsaliyesi önemli değil, illaki alıcı satıcıya fatura düzenleyecek.

Keza KDV Genel Uygulama Tebliğinde, fatura ve benzeri belgelerde ayrıca gösterilmeyip, yılsonlarında, belli bir dönem sonunda ya da belli bir ciro aşıldığında (satış primi, hâsılat primi, yılsonu iskontosu gibi adlarla) yapılan iskontoların, asıl işleme ilişkin KDV matrahının değişmesi sonucunu doğurduğu, bu gibi durumlarda alıcı tarafından satıcı adına bir fatura düzenlenmek ve düzenlenecek faturada, iskonto tutarına ilk teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlem için geçerli olan KDV oranı uygulanmak suretiyle düzeltme yapılacağı belirtiliyor. Alıcı satıcıya bir teslim mi yaptı? Hayır. Hizmet mi verdi? Hayır. Sadece satıcı iskonto uyguladı. Eee, o zaman fatura niye? Vergi Usul Kanununun 241. maddesine göre muhabere evrakı veya 242. maddesine göre diğer belgelerle iskonto yapıldığı ispat ve tevsik edilemez mi? Hayır, illaki fatura. O zaman “fatura satılan mal veya yapılan hizmet karşılığı müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere malı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır” şeklindeki Vergi Usul Kanununun 229. maddesi ne olacak? Kanun maddesi önemli değil, idare böyle uygun görüyor.

Yeri gelmişken, makalede kısaca değinilen sevk irsaliyesi hakkında da söz etmek isterim. KDV Kanununun 10/a maddesine göre vergiyi doğuran olay; malın teslimi veya hizmetin ifası ile gerçekleşmektedir. Çoğu kişi KDV’nin fatura düzenlendiği tarihte doğduğunu düşünür. Ama hayır, yukarıda da belirtildiği gibi fatura mal teslimini değil, mal satışını gösteren belge olup, teslim veya hizmetten itibaren 7 gün içinde düzenlenebilir. Ancak KDV’de vergiyi doğuran olay satış değil, teslimdir. Mal teslimini gösteren belge sevk irsaliyesidir. Bu nedenle KDV uygulamasında fatura değil, sevk irsaliyesi öne çıkar. Nitekim sevk irsaliyesi 1985 yılında KDV ile birlikte vergi hayatımıza girmiştir. Vergi Usul Kanununun 230. maddesinin birinci fıkrasının “Satılan mallar faturanın tanziminden evvel teslim edilmişse teslim tarihi,” şeklindeki 5 numaralı bendi, 4/12/1985 tarihli 3239 sayılı Kanunun 19. maddesiyle “Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası,” olarak değiştirilmek suretiyle, faturada bulunması zorunlu bilgilere sevk irsaliyesi tarihi ve numarası da eklenmiştir.

Ancak mükellefler, sevk irsaliyesi değil fatura tarihini gözönüne alarak vergi beyan etme eğilimindedir. Bu nedenle sevk irsaliyesinin düzenlendiği ay bitmeden fatura düzenleme telaşına düşerler. Halbuki 7 günlük süre Vergi Usul Kanununun 231. maddesinden gelen yasal bir süredir. Örneğin 30 Aralık’ta düzenlenen sevk irsaliyesi ile teslim edilen mallar için 6 Ocak’a kadar fatura düzenlenebilir. Bu teslimle ilgili hesaplanan KDV Aralık ayına ait beyannamede beyan edildiği sürece hiç sorun yoktur. Faturanın, teslim tarihinden 7 gün sonraya kadar düzenlenebilecek oluşu, vergiyi doğuran olayın da 7 gün sonraya taşınması anlamına gelmemektedir. Faturanın 7 günden sonra düzenlenmiş oluşu, hatta hiç düzenlenmemiş oluşu, bu teslimle ilgili hesaplanan KDV’nin irsaliye dönemine ait beyannamede beyan edildiği sürece vergi ziyaı doğurmaz, gecikme zammı veya faizi hesaplanmasını gerektirmez, sadece usulsüzlük cezaları gündeme gelir.

Fatura, bir tek durumda vergiyi doğuran olayı meydana getirir: Teslim veya hizmetten önce düzenlenirse. KDV Kanununun 10/b maddesi uyarınca, teslim veya hizmet faturanın düzenlendiği dönemden sonra gerçekleşse bile, faturanın düzenlendiği döneme ait beyannamede KDV beyan edilmesi gerekmektedir. Tabii, bu durumda bile faturanın düzenlenmesinden sonra teslim veya hizmetin gerçekleşmesi aranır. Hiç gerçekleşmeyen bir teslim veya yapılmayan bir hizmet için fatura düzenleyip KDV beyan etmek, muvazaa şüphesi doğuracaktır.